Mitokondri

Aşağa gitmek

Mitokondri

Mesaj tarafından pamuk prenses Bir Salı Mayıs 13, 2008 8:33 am

BiMitokondri, hücre
Hücre, canlının canlılık özelliklerini taşıyan, yapı ve görev bakımından en küçük parçasıdır. Hücreye "göze" de denilebilir. Atomların molekülleri, moleküllerin makromolekülleri, makromoleküllerin makromoleküler kompleksleri oluşturmasıyla, dokuların en küçük yapı taşları olan ve yaşamın tüm özelliklerini sergileyen hücreler oluşmaktadır. Genel olarak tüm hücreler temelde aynı yapıya sahiptirler. Fakat bulundukları dokuya ve dolayısıyla fonksiyonlara bağlı olarak bazı özelleşmeler gösterirler.
organelerinden biridir.
ÖrgencikHücre Organcıkları ya da Organeller, hücre biyolojisi söz konusu olduğunda, ökaryot hücrenin sitoplazmasında asılı halde duran ve özelleşmiş işlevlere sahip çeşitli yapılardır.
Yunanca ''mitos'' (''iplik'') ve ''khondrion'' (''tane'') kelimelerinden üretilmiştir.

Boyları 0,2-5
Yunan dili. 3000 yıllık bir geçmişi olan Hint-Avrupa dil ailesine ait bir dildir. Antik Yunanca Klasik Yunan uygarlığının dili olarak kullanılmıştır. Modern Yunanca Antik Yunancadan oldukça farklı olmakla beraber köken olarak ona dayanır. Yunanca, Yunan alfabesi kullanılarak yazılır. Modern Yunanca dünyada, çoğu Yunanistan'da yaşayan yaklaşık 12 milyon kişinin anadilidir.
mikron arasında değişir. Şekilleri ise ovalden çubuğa kadar değişkenlik göstermektedir. Bazı hücreler tek bir büyük mitokondri içerebilse de çoğunlukla büyük sayılarda bulunurlar. Bir

1 mikron (μ) = 1 μm = 1/1 000 000 m (metre)
karaciğer hücresinde sayıları 2500 civarına ulaşabilir.

Mitokondriler,
Karaciğer Karın boşluğunun sağ üst köşesine yerleşmiş, önemli fonksiyonları olan vücudun en büyük iç organı.

Hayati bir organdır. 1200-1600 gr ağırlığındadır. Bir erişkinin toplam vücut ağırlığının % 2,3’ünü teşkil eder. Rengi, kahverengiye kaçan kırmızıdır. Lastik kıvamındadır. Şekli üç yüzlü bir piramide benzetilebilir. Kaburgalar tarafından örtülür. Safra depolayan safra kesesi, karaciğerin tabanında, arkaya kısmen gömülü vaziyettedir.

Normal, sağlıklı insanlarda göğüs boşluğunun
oksijenli
Elementler içinde çok bol bulunanı olduğu hâlde, eski kimyâcıların gözünden kaçan renksiz, kokusuz ve tatsız bir gaz. İlk defâ 1774 yılında J.Priestley tarafından, cıva oksidin ısıtılması ile elde edildi. 1781’de Lavoisier, oksijenin, havada bulunan ve yanmayı hâsıl eden bir madde olduğunu bildirdi. Bu maddeye, asit yapısı anlamına gelen oxygenıum ismini verdi. Çünkü Lavoisier, bütün asitlerin oksijen ihtivâ ettiğini sanıyordu.
solunum yapan
Respiration
ökaryotik
Ökaryotlar (Lat., Eukaryota), çekirdek zarı bulunduran organizmaları kapsayan canlılar üst âlemidir.
hücrelerde bulunur.
Hücre, canlının canlılık özelliklerini taşıyan, yapı ve görev bakımından en küçük parçasıdır. Hücreye "göze" de denilebilir. Atomların molekülleri, moleküllerin makromolekülleri, makromoleküllerin makromoleküler kompleksleri oluşturmasıyla, dokuların en küçük yapı taşları olan ve yaşamın tüm özelliklerini sergileyen hücreler oluşmaktadır. Genel olarak tüm hücreler temelde aynı yapıya sahiptirler. Fakat bulundukları dokuya ve dolayısıyla fonksiyonlara bağlı olarak bazı özelleşmeler gösterirler.
Prokaryotik hücrelerde ve
bkz. Prokaryotik
memelilerin
bkz. memeliler
alyuvarlarında bulunmaz.
Yapısı

Dış ve iç zarlara sahiptir. Zarlar çift katlı
Erythrocyt
fosfolipid tabaka ve bunun içine gömülü proteinlerden oluşur; yapısal olarak
Albüminli madde; organizmanın en önemli yapı taşı. Amino asitlerin birleşmesinden meydana gelmiş karmaşık yapılı organik moleküllerdir. Kelime olarak “en önemli” mânâsına gelen protein, gerçekten de canlının en önemli maddesini teşkil eder. Bütün canlıların hücreleri protein ihtivâ eder. Proteinler hücre stoplazmasında çözünmüş hâlde bulunur. Kas, karaciğer gibi organ ve dokuların % 80-90’ı proteindir. Kemik sistemi ve yağ dokusunda ise protein daha azdır.
hücre zarına benzer.

İç ve dış zarların farklı özellikleri vardır. Dış zar %50 oranında

fosfolipidden oluşmaktadır ve çeşitli enzimler ihtiva etmektedir. İç zar ise fosfolipidden çok proteinlerden oluşmuştur. Düzgun dış zar içinde, iç zar kıvrımlı yapısı ile geniş bir yüzey oluşturmaktadır. Bu kıvrımlara
Enzimler çok yüksek katalizleme gücüne sahip proteinlerdir; bu sayede metobolizmaya katılan madde moleküllerini etkinleştirirler. Her enzimin katalizleme etkinliği belli bir alttepkene ya da belli bir kimyasal bağa özgüdür;bu etkinlik,hücrelerde ve vücut sıvılarında bulunan ve etkinleştirici ya da engelleyici adıyla anılan maddelerin varlığından önemli ölçüde etkilenir.Bu maddeler de her enzim etkinliği için ayrıdır. Proteinli yapılarından dolayı enzimler ısı, ışınım, yüksek basınç, kuvvetli asi
krista (''cristae'') denmektedir. ''Cristae'',

Latince ''tarak'' demektir.

Mitokondrial ''(mitokondriye ait)'' matriks çeşitli enzimlerin yanı sıra
Latin Dili ve Edebiyatı ile Yunan Dili ve Edebiyatı iç içe iki ana bilim dalıdır ve Klasik filoloji olarak bilinmektedir. Latince'nin günümüzdeki önemi bilim dalı olmasıdır; bu nedenle batı dillerinin ve yazınlarının yanı sıra Eskiçağ ve Ortaçağ Tarihi, felsefe tarihi, epigrafi, tiyatro tarihi, Roma Hukuku gibi bir çok alanda, ayrıca Osmanlı arşivlerinde bulunan Latince yazılmış belgeler üzerinde bilimsel araştırma yapmak için gereklidir.
ribozomlar ve küçük bir miktar da
Ribozom ribozomal RNA (rRNA) ve proteinlerden yapılmış, hücrenin protein sentez yerleri.
DNA molekülü barındırır. Mitokondrial matriksin bu tür özellikleri
DNA Alm. Deutscher Normenausschuss, Fr. Acide desoxyribonucleique, İng. Desoxyribonucleic asid. Kalıtımda rol oynayan organik bir molekül. Bir nükleik asit çeşidi. “Deoksiribo nükleik asit” adını alır. Kısaca “DNA” olarak gösterilir. Canlılarda yönetici bir moleküldür. Hücrenin protein ve enzim sentezinde rol oynar. Ayrıca yeni bir hücre meydana getirecek gerekli elemanları taşıdığından hücre bölünmesinin esasını teşkil eder.

İlk defa A.F.Mıescwer adl
ökaryot hücre oluşumu ve mitokondrinin ilkel zamanlarda bir hücre organeli olarak nasıl oluştuğu konusunda çeşitli teorilere neden olmuştur.
Görevleri

Hücre içindeki hayatsal olaylara gerekli enerjinin %95'ini sağlarlar. Solunum, oksidasyon ve fosforilizasyon için gerekli enzim ve koenzimlere sahiptirler.

Bu organeller besin maddelerinin oksitlenip parçalanarak enerjinin açığa çıktığı yerlerdir. Metabolizma olayları yönünden çok aktif olan hücrelerde, fazla enerjiyi sağlamak üzere çok sayıda mitokondri vardır
pamuk prenses
pamuk prenses
Moderatör

Kadın
Mesaj Sayısı : 171
Yaş : 27
Nerden : nereye
Kayıt tarihi : 10/05/08

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz